TIBB-İ NEBEVİ
İslâm peygamberi Hazret-i Muhammed'in (a.s.m.) saÄŸlıkla ilgili uygulamaları ve sözlerinin ÅŸekillendirdiÄŸi saÄŸlıklı yaÅŸama ve tedaviye yönelik uygulamaları içeren yaklaşımdır. Hazret-i Muhammed'in tababet konusundaki hadis-i ÅŸerifleri batılı ve doÄŸulu hekimler tarafından büyük ilgi görmüÅŸtür. Åžeyh Ebul Hasan el-Hamvi, Hafız Muhammed Abdullah Zehebi, Celaleddin Ebu Süleyman Davud gibi ÅŸahısların tıbb-ı nebevî konusunda ve tıpla ilgili hadislerin derlendiÄŸi kitapları bu konuda yol gösterici olmuÅŸtur. Bu eserler Fransızca, İngilizce, Almanca ve İtalyanca gibi Avrupa dillerine tercüme edilmiÅŸ ve bu konuda Fransız Perruv öncülük etmiÅŸtir.
Koruyucu hekimlik ve tedavi açısından Hazret-i Muhammed'in (a.s.m.) düÅŸünce ve sözlerinin Mi'raç gibi bir farklılığı yaÅŸamış geniÅŸ ve kuÅŸatıcı bir bakıştan kaynaklandığı düÅŸünülürse önemi ve deÄŸeri daha iyi anlaşılacaktır. Bu konudaki hadisler dört grupta ele alınmıştır. Birincisi: Tabiî iÅŸler. İkincisi: İnsan bedeninin durumu. Üçüncüsü: Hastalık sebeplerine ait bilgi. Dördüncüsü: Hastalığın kaynakları ve belirtilerine ait bilgiler.
Tabiî iÅŸlerle ilgili temel bilgilerde dört unsur ele alınmaktadır. Bunlardan ateÅŸ; kuru, sıcak- hava; ıslak,sıcak- su; rutubetli, soÄŸuk- arz, yani yer
kuru, soÄŸuk olarak tanımlanmaktadır. Daha sonra mizaçlar ele alınmakta, insanlar ve hayvanlar ile insanın farklı organları bu farklı mizaç tarifleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Mizaç müfret ve mürekkep ya da yükümlü ÅŸeklinde iki grupta ele alınmaktadır. Müfret mizaçlar sıcak, soÄŸuk, nemli ve kurudur. Mürekkep yani yükümlü mizaçlar ise sıcak-kuru, sıcak-nemli, soÄŸuk-kuru ve soÄŸuk-nemli ÅŸeklinde sınıflanmaktadır. Tüm hayvanların ve insanların mizaçlarının bu gruplardan biri ile uyumlu olduÄŸu ortaya konmuÅŸtur. Çocukların mizaçları çoÄŸunlukla rutubetli, gençlerdeki mizaç çoÄŸunlukla mutedil, orta yaÅŸ ve ihtiyarlardaki mizaç çoÄŸunlukla soÄŸuktur. Organlarda ise mutedil mizaçlısı insanın deriÅŸidir. Özellikle parmak uçlarının derisi çok mutedildir. Mizaç yönünden en sıcak ve yakıcı olanı kalp, yani yürektir. Bundan sonra karaciÄŸer ve kaslar gelir. En soÄŸuk olanı kemik, daha sonra sinirler ve en son dimaÄŸ ÅŸeklinde sıralanmaktadır.
En kuru olan kemikler ve en nemli olan yaÄŸlardır. Tabiî iÅŸlerle ilgili tasnifte üçüncü sırada (ahlat) su ele alınmakta ve dört grupta incelenmektedir. Birincisi nemli ve sıcak olan kan, ikincisi nemli ve soÄŸuk olan balgam, üçüncüsü sıcak ve kuru olan safra (merare), dördüncüsü sevda denilen karaciÄŸerdir ve mizacı kuru,soÄŸuktur. İnsan bedeninin baÅŸlangıcındaki sıvı ise sulu menidir. Daha sonra hayatî ruhlar, güç ve kuvvet ele alınır. İnsan bedeninin durumu da sıhhat, hastalık ve hastalık sonrası vücutta olan güçsüzlük yani nekahat hâli olmak üzere üç grupta ele alınır. Sıhhat bütün bunların ahenk hâli ve Allah'ın kullarına ihsan ettiÄŸi bir nimet olarak kabul edilir.
Nebevî tıbbın uygulamaları içinde sadece bedene yönelik yaklaşımlar olmayıp saÄŸlığın Halık-ı Kâinat ile baÄŸlantısı içinde ve ruh-beden bütünlüÄŸü çerçevesinde dualar da önemli bir yer tutmaktadır. Åžifa arayışları içinde ferdin kendi bedeni ile ilgili ve diÄŸer fertlerin onun hastalığından kurtulmasına yönelik duaları üzerinde önemle durulmaktadır. Burada insanın ruh ve beden bütünlüÄŸü ve farklı âlemlerin iç içe olduÄŸunu nazara alan gerçekten bütüncül ve çok geniÅŸ bir bakış açısı dikkati çekmektedir. Günümüz modern tıbbının en az istifade ettiÄŸi, belki de hiç istifade edemediÄŸi bir alandır. Üzerinde durulup iyice anlaşılması hâlinde geleceÄŸin saÄŸlık anlayışının ÅŸekillenmesinde ve tıbbın ufkunun geniÅŸlemesinde çok önemli rolü olacağı gözlenen geniÅŸ bir bilgi birikimi söz konusudur.
BOMM GRUP
BURSA BİTKİSEL