Nasuh-Kendi Everstinize Tırmanın Biz sizi arayalým

Nasuh-Kendi Everstinize Tırmanın

 

Nasuh-Kendi Everstinize Tırmanın

Nasuh-Kendi Everstinize Tırmanın

MAKALELER

Ana Sayfa   |  Spor ve Saglık   |  DaÄŸcılık   |  Nasuh-Kendi Everstinize Tırmanın

Nasuh-Kendi Everstinize Tırmanın

20 yaşından bu yana aktif olarak doÄŸa sporlarıyla ilgileniyorum. Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde okurken baÅŸladığım daÄŸcılık ve diÄŸer doÄŸa sporları, kiÅŸisel geliÅŸim sürecimin bambaÅŸka bir ivme ve derinlik kazandığı, daha önce hayalini bile kurmadığım yepyeni fırsatların açıldığı muhteÅŸem bir yolculuk oldu benim için. Deneyimsiz ama meraklı ve tutkulu bir üniversite öÄŸrencisi olarak en alt basamağından baÅŸladığım bu yolda oldukça hızlı bir ilerleme kaydederek, profesyonelliÄŸin en üst seviyelerine kadar çıktım ve ülkem adına birçok ilke ve baÅŸarıya imza atma onuruna eriÅŸtim.

Biraz da yaradılışım gereÄŸi, her zaman kendime, büyük ve iddialı, sınırlarımı zorlayacak ve kendimi geliÅŸtirecek hedefler koydum ama her seferinde son derece dikkatli ve planlı hareket ettim. Bu tehli ama bir o kadar da çekici sporların kurallarına ilk günlerden itibaren büyük saygı duydum. Tıpkı Allah’a olduÄŸu gibi doÄŸanın yüceliÄŸine de, koyduÄŸu kurallara da hiçbir rahatsızlık duymadan kendimi teslim ettim. DoÄŸayla, daÄŸlarla hiçbir zaman itiÅŸmeye, dövüÅŸmeye kalkışmadım; daÄŸ izin verirse tırmandım, vermezse, saÄŸ salim dönmeme müsaade ettiÄŸi için teÅŸekkür edip, gelecekte tekrar buluÅŸmak üzere evime geri döndüm.

DaÄŸları, alt edilmesi gereken rakipler, zirveleri de fethedilmesi gereken kaleler olarak deÄŸil, yüce gövdelerinde kendimi geliÅŸtirebileceÄŸim varlıklar olarak algıladım. DaÄŸların fethedilmediÄŸine, sadece zirvelerine tırmanıldığına inandım. Sanırım benim daÄŸları sevdiÄŸim kadar onlar da beni sevdi ve hemen her seferinde zirvelerine ulaÅŸarak onların dostu olma onurunu bana yaÅŸattılar. Bu sıra dışı dostluklarım, hayatımın en özel ve en büyük mutluluklarından oldu, hâlâ da öyledir...

....................................

Bilinçli bir doÄŸa sporcusu, doÄŸada girdiÄŸi bu mücadelede, mücadele ettiÄŸinin doÄŸa deÄŸil de kendisi olduÄŸunu bilir. DoÄŸayla savaşılmaz, onunla ancak bir uyum yakalanabilir; sizi sadece seyreden bir ÅŸeyle nasıl savaÅŸabilirsiniz ki? SavaÅŸ kiÅŸinin kendi içinde, ruhunda, bedenindedir. Çünkü daÄŸcının, kiÅŸinin yenmesi gereken kendisidir. DaÄŸcı, her zirveye ulaÅŸtığında kendini aÅŸmış, geliÅŸtirmiÅŸ olur, bu geliÅŸim sürecinde bir de dost kazanmıştır; O daÄŸ.

BİR DAÄžCININ GÜNCESİ, sayfa 52
....................................

Yirmi yılı aÅŸan bütün bu süreç; hem öÄŸrenme, kendimi tanıma, kendimi geliÅŸtirme, varlığıma bir anlam katma, yaÅŸamda doÄŸruları bulma ve bu doÄŸrularla yolumu çizmemin hem de ülkeme, insanıma, insanlığa hizmet etmemin öyküsü oldu.

Bu kitap boyunca bir bütün olarak sizlerle paylaÅŸmak istediÄŸim de, bu yolculuÄŸun birbirini izleyen 64 adımdan oluÅŸan yol haritasıdır.

İlk adım aramaktır...


HAYATIN İÇİNDE
KENDİ YERİNİZİ ARAYIN


Günümüzün karmaşık, kaotik ve çok hızlı dünyasının birey üzerinde yarattığı en büyük tahribat, yaÅŸamın anlamsız görünmesi, anlamını yitirmesi riskidir. YaÅŸamın ritmini yakalayıp onunla birlikte uyum içinde akabilmemizi, yaÅŸamın olasılıklarını ve fırsatlarını coÅŸkuyla kucaklamamızı ve kendimizi gerçekleÅŸtirme yolunda emin adımlarla ilerlememizi saÄŸlayan ÅŸey, yaÅŸama verdiÄŸimiz deÄŸer ve yüklediÄŸimiz anlamdır. YaÅŸamlarına bir anlam yükleyemeyen ve bir varoluÅŸ sebebi bulamayan insanlar, bütün bu olan bitenin anlamsız, deÄŸersiz olduÄŸu duygusuna kapılabilir ve bir varoluÅŸ boÅŸluÄŸuna düÅŸebilirler. Bu talihsiz durum insanın bütün dengesini altüst eder. İnsanı özünden, ruhundan uzaklaÅŸtırır, kendine ve toplumuna yabancılaÅŸtırır. Kimini her ÅŸeye karşı hırçınlaÅŸtırır, kimini uyuÅŸturucu gibi, televizyon gibi, internet gibi çeÅŸitli ÅŸeylere bağımlı hale getirir, kimini depresyona sokar, kimini inançsız biri yapar, kimini dogmaların ve batılın kucağına iter, kimini eÄŸlencede ve zevkte aşırı uçlara savurur, kimini ise intihara sürükler.

Yaşamın anlamını yitirmek, her şeyi yitirmek demektir.

Unutmayın ki;

Hayatın provası olmaz.


Ne yapmak ve ne baÅŸarmak istiyorsanız, bunu her an ve her durumda, ÅŸimdi ve ÅŸu anda zaten yapıyor olmalısınız. Hayatın dinamiklerinin farkında, kendi yerini arayan insan kendini tüm bu hastalıklardan uzak tutmayı da baÅŸarır. İnsan kendine yakışanı, kendisine uygun olanı aramalıdır. Hayatın içinde kendi yerimizi aramak demek, hayata, sonucu deÄŸiÅŸtirebilecek aktif bir oyuncu olarak katılmak ve bir yaÅŸam boyu bunun için mücadele etmek demektir. Hayatın içindeki sorumluluklarının farkında olan insan, hayatın içinde kendi yerini de bulabilecek ve varlığına sonucu deÄŸiÅŸtirebilecek bir anlam katabilecektir. İnsan hedeflerinin ve ideallerinin büyüklüÄŸü ölçüsünde büyük olur. Hayatın içinde bir yer deÄŸil, hayatın içinde kendi yerinizi istemelisiniz. Kendinizi nereye layık görüyorsanız orayı aramalısınız.

Çünkü;

İnsanın değeri aradığı şeydir.
Mevlâna

İnsan Nasıl İnsan Oldu adlı ünlü kitaplarını Gorki’ye anlatırken, İlin ve Segal ÅŸöyle der:

”Uçsuz bucaksız uzayı gözünüzün önüne getirin. Yıldızların, bulutsuların doldurduÄŸu uzayı. Bu devler devi bulutsulardan birinde, güneÅŸ alev alev yanıyor. GüneÅŸten gezegenler kopuyor. Küçücük bir gezegende, madde canlılaşıyor, kendi bilincine varmaya çalışıyor. Bunun sonucunda ortaya insan çıkıyor.”

Evrenin mütevazı bir yaratımı olarak ben de kendimi; kendi bilincine, kendi özüne, kendi deÄŸerine varmaya çalışan bir insan olarak görüyorum. Kendimi, dolayısıyla insanı, dolayısıyla hayatı, dolayısıyla varoluÅŸu anlamaya çalışıyorum. ÖÄŸrenmek için daÄŸları, doÄŸayı, hayatı, insanları, kültürleri, güzellikleri, kitapları, duyguları, uzak coÄŸrafyaları, acı deneyimleri, hoÅŸ hatıraları, kısacası insana ait olan her ÅŸeyi kendi payıma düÅŸtüÄŸü kadarıyla yaşıyor, merak ediyor, soruyor, sorguluyor, anlamaya çalışıyor ve bunlardan dersler çıkarıyorum.

YaÅŸamın içinde doÄŸru soruları sormak ve doÄŸru cevapları aramak, her yolculuÄŸumuzun ilk adımı olmalıdır.


Aslında hepimizin cevap araması gereken en temel sorular bence şunlardır:
Ben kimim?
Burada ne yapıyorum?
Burada ne yapmalıyım?

Socrates, ”Bir insanın hayattaki en önemli faaliyeti, ruhuna gereken özeni göstermesidir,” der.

....................................

Her insan kendine has bir ruhtur. Bu ruhun yaÅŸamının kendine ait deneyimleri, acıları, mutlulukları, baÅŸarıları, sorunları vardır. Bazı geliÅŸmiÅŸ ruhlar arayış içindedirler ve yaÅŸamlarındaki deneyimlerinden sürekli bir sonuç çıkarmaya çalışırlar, hep daha iyiyi, daha mükemmeli ararlar. Mutasavvıflar, dünya hayatını gerçeÄŸe —Allah’a —ulaÅŸmak için yapılan bir ruh yolculuÄŸu olarak görürler, bu yol da kiÅŸinin kendini tanımasından geçer. Aynı ÅŸekilde Zen Budizmi de kiÅŸinin gerçeÄŸe ulaÅŸması için kendini tanıması gerektiÄŸini salık verir çünkü gerçek, kiÅŸinin kendi içindedir, öÄŸretilemez ve anlatılamaz, bunun ortak bir yolu yoktur. Buna göre herkes kendini dinlemeli ve kendi yolunu kendi içinde bulmalıdır.

BİR DAÄžCININ GÜNCESİ, sayfa 44
....................................

Her ne ararsan kendinde ara.
Hacı BektaÅŸ—ı Veli

Bütün çabam, bütün uÄŸraşım, hatta yaptığım her ÅŸey kendimi ve doÄŸayı ve doÄŸanın içindeki kendi yerimi anlamak ve öÄŸrenmek için. Artık 40 yaşını geçtim. Özellikle doÄŸa sporlarıyla yoÄŸun olarak uÄŸraÅŸtığım son 20 yılda dünyanın dört bir yanında bambaÅŸka coÄŸrafyalarda, birbirinden son derece farklı ÅŸartlar altında, bazen insanoÄŸlunun tahammül edebileceÄŸi en aşırı uçlarda, bazen çok az kiÅŸiye nasip olan büyük baÅŸarı ve mutluluklarda, bazen büyük ihanetler ve haksızlıklarda, bazen de büyük acılara ve muazzam yıkımlara yol açan doÄŸanın ezici gücü karşısında yaÅŸadığım tecrübeler, yıllar içerisinde sıra dışı ve özgün bir birikim oluÅŸturdu.

Tecrübeyi eksiksiz aktarmak ve doÄŸrudan yansıtmak, çok bileÅŸenli doÄŸası gereÄŸi pek mümkün deÄŸildir, bunun farkındayım. Yine de bugüne dek yazdığım 6 kitapta ve çok sayıda makalede, parça parça da olsa elimden geldiÄŸi kadarıyla bu birikimimi paylaÅŸmaya çalıştım.

Bu kez sizlere, daha derin ve daha analitik bakmaya çalışarak yaÅŸamı tamamen bir kiÅŸisel geliÅŸim ve kiÅŸisel büyüme süreci olarak ele aldığım, kendi kiÅŸisel geliÅŸim ve büyüme sürecimi adım adım izleyerek çözümlediÄŸim bu çalışmayı sunmak istedim. HoÅŸunuza gideceÄŸini ve kendinizden de birçok ÅŸey bulacağınızı umuyorum.

KENDİ YAÅžAMINIZIN ÖNCÜSÜ OLUN

Kendi yaÅŸamının öncüsü olmak demek, kendi yaÅŸamının lideri olmak demektir. Bugünün sonuçlarının yarının sebepleri olduÄŸunun farkında olmak demektir. Yarının sebeplerinin de bir sonraki günün sonuçlarına dönüÅŸeceÄŸini bilmektir. Gelecek kendi kendine gelen bir ÅŸeydir ama nasıl geleceÄŸi bizim bugünümüze, bugünkü tercihlerimize ve seçimlerimize baÄŸlıdır. Kendi yaÅŸamının öncülüÄŸünü, bir diÄŸer deyiÅŸle liderliÄŸini üstlenebilenler, geleceklerini, kendi beklentileri ve ihtiyaçları doÄŸrultusunda ÅŸekillendirmek için bugünden planlar, stratejiler ve hamleler yaparlar. DiÄŸer bir deyiÅŸle, geleceklerini kendileri yaratırlar. GeleceÄŸi tahmin etme dönemi artık sona ermiÅŸtir, bundan sonra geleceÄŸi yaratma rekabeti vardır. Bu anlamda kendi yaÅŸamının öncülüÄŸünü, liderliÄŸini üstlenebilenler, diÄŸerlerine karşı muazzam bir rekabet avantajına sahip olacaklardır. Bu proaktif duruÅŸu gösteremeyenler ise diÄŸerlerinin gerisinde kalacaklardır ve ne yazık ki yaÅŸamlarının potansiyelini heba edeceklerdir.

Hayat bana daÄŸcılıkta, sivil toplum çalışmalarında, afetler ve acil durumlara müdahalede ve bu konular hakkında toplum bilinçlendirme çalışmalarında, benim gibi düÅŸünen dostlarımla birlikte öncülük, ufuk açıcılık ve yol göstericilik sorumlulukları da verdi. Büyük bir onurla kabul ettim ve kabul ettik. Öncülük beraberinde liderliÄŸi getirdi, gönüllülük ve karşılıksız yardımseverlik ise örgütlenmenin gücünü ve gerçek vatan ve insan sevgisinin kutsallığını öÄŸretti. DaÄŸcılık zaten ekip olmayı, birlikte hareket etmenin sinerjisini, ip arkadaÅŸlığını, riskli süreçlerdeki gerçek dostluÄŸu, zorluklar ve tehlerle omuz omuza mücadele etmeyi, güvenmeyi ve güvenilir olmayı, planlamayı ve hazırlıklı olmayı, özveriyi ve fedakârlığı çoktan hücrelerime kadar iÅŸlemiÅŸti bile. İyi bir liderin, önce iyi bir takım oyuncusu olması gerektiÄŸini daha üniversite yıllarında kavramıştım. ÖÄŸrendiklerimin çoÄŸunu yaparak, yaÅŸayarak, deneyerek, bazen de mücadele ederek, zorlayarak ve bedellerini ödeyerek öÄŸrendim. Benim için bütün bunları deÄŸerli kılan ve baÅŸkalarıyla paylaşılması gerektiÄŸini düÅŸündüren de aslında budur.

Zor bir ÅŸeyin ilk kez yapılması ile onuncu kez veya yüzüncü kez yapılması arasındaki asıl fark zorlukların psikolojik tarafında, algılanma biçiminde hissedilir. Everest’e tırmanmak, geliÅŸen teknolojiye, artan yüksek irtifa fizyolojisi birikimi ve antrenman bilgisine ve ticari tırmanışlar ortamının saÄŸladığı tüm güvenlik çemberi ve kolaylaÅŸtırıcı etkilerine raÄŸmen, her zaman fiziksel ve teknik olarak belirli zorluklar içerecektir. Gelecekte de her daÄŸcı, bu zorluklarla kendi başına karşı karşıya gelmek ve onları gereÄŸince aÅŸmak durumunda olacaktır. Ancak onu ilk kez baÅŸarmak, insanoÄŸlunun sahip olduÄŸu yeteneklerle yapılıp yapılamayacağının belirsizliÄŸinden gelen, aşılması çok zor olan psikolojik sınırlarla da baÅŸa çıkabilme iradesini gerektirir. ÇoÄŸumuz iyi ve güvenilir kılavuzların yol göstericiliÄŸi ve desteÄŸiyle büyük mesafeler kat edebiliriz, ama zor ve deÄŸerli konularda ilkleri baÅŸarmak ancak bazılarımız için mümkündür.

Bir ÅŸeyde en iyi olmak büyük baÅŸarıdır ama ilk olmak daha deÄŸerlidir. En’ler eninde sonunda aşılır ve gün gelir yeni bir en ortaya çıkar; oysa ilkler sonsuza dek sahibine ait kalırlar. Bu yüzden Edmund Hillary, Tenzing Norgay ve Reinhold Messner gibi isimler, daÄŸcılık tarihine altın harflerle yazılmıştır.

....................................

Allah’a ÅŸükür saÄŸ salim çıkıp indim, doÄŸrusu bu onuru gerçekten istiyordum, önümüzdeki yıllarda Khan—Tengri’ye pek çok Türk daÄŸcısı çıkacak, ancak ona ilk tırmanan Türk daÄŸcısı olma ünvanı hep benim olacak.

BİR DAÄžCININ GÜNCESİ, sayfa 79
....................................

1995 yılında, Everest Dağı’na tırmanmayı baÅŸaran ilk Türk ve dünyadaki ilk Müslüman daÄŸcı oluncaya dek, 8000 metreden yüksek daÄŸları hedef olarak görmek, Türk daÄŸcıları için ulaşılması uzak bir hayaldi. Ben bu tırmanışı baÅŸarıyla tamamlayınca bu hayal hepimiz için gerçek oldu. Daha önce belirsizlikler ve bilinmezlerle dolu olduÄŸu için gizemli ve ürkütücü görünen bu hedef, iyi hazırlanmak koÅŸuluyla ulaşılabilir hale geldi. Bizden biri baÅŸarabildiyse baÅŸkaları da baÅŸarabilirdi. Yıllar içerisinde Türkiye’den baÅŸka daÄŸcılar da 8000 metrelik daÄŸları kendilerine hedef olarak seçmeye baÅŸladılar. Everest Dağı’na ikinci Türk tırmanışı bundan 6 yıl, ilk Türk ekibi tırmanışı ise 11 yıl sonra yapıldı. Bugün Everest’e tırmanmayı baÅŸarmış, içlerinde kadınlar da olmak üzere 15 daÄŸcımız var Türkiye’de. Tırmanışlarımda ilk olmanın ötesinde, Türk daÄŸcılığına ve sporuna yaptığım en büyük hizmet, Everest gibi, K2 gibi, Pobeda gibi üst düzey tırmanışların da, Türk daÄŸcılar tarafından yapılabileceÄŸini göstermiÅŸ olmamdır.

Tenzing Norgay’la birlikte, 1953 yılında Everest Dağı’na tırmanmayı baÅŸaran ilk daÄŸcı Edmund Hillary, EVEREST’TE İLK TÜRK adlı kitabımın önsözüne ÅŸunları yazmıştı:

Sevgili Enis Batur,
Lütfen, Bay Nasuh Mahruki’ye, Everest’in zirvesine eriÅŸen ilk Türk olması nedeniyle, en içten tebriklerimi iletebilir misiniz. Bu, kuÅŸkusuz onun, korkunç Tien Shan ve Pamir daÄŸlarının en yüksek beÅŸ zirvesine tırmanan ilk Türk olmayı da içeren, geçmiÅŸteki enerji dolu daÄŸcılık çabalarının hak edilmiÅŸ bir ödülü oldu.

Eminim ki, Bay Mahruki’nin tırmanışının öyküsü, bugünün
modern daÄŸcısının, mükemmel donanımı ve geliÅŸmiÅŸ tekniÄŸi ile,
hava koÅŸullarına ve kaçınılmaz teknik zorluklara meydan
okuyarak zirveye baÅŸarıyla eriÅŸmesinin etkileyici öyküsü
olacaktır. Bir kez daha tebrikler Bay Mahruki!
Sir Edmund Hillary


Hayat bana ülkemde birçok ilke imza attırdı, bazılarında hâlâ tek olma onurunu verdi. İlk olmak, beraberinde ona layık olmak ve öÄŸrendiklerini paylaÅŸmak sorumluluÄŸunu da getirir, bunu hiçbir zaman aklımdan çıkarmadım.

Çünkü;

Öncü olmanın sorumluluÄŸu vardır.


1995 yılında Everest Dağı’nın ilk Türk tırmanışını gerçekleÅŸtirdikten sonra yavaÅŸ yavaÅŸ kiÅŸisel geliÅŸim, kendini tanımak, hedef odaklı olmak, kararlılık, risk yönetimi, motivasyon gibi konuları da kapsayan, takım çalışması ve liderlik konularında söyleÅŸiler yapmaya baÅŸladım. Bu söyleÅŸiler kısa sürede ZİRVEYE DOÄžRU adını verdiÄŸim seminerlere dönüÅŸtü ve giderek kendini geliÅŸtirdi; her seminerimin sonundaki etkileÅŸimli soru—cevap bölümlerinde benim de yaÅŸadığım öÄŸrenme süreçleriyle birlikte giderek zenginleÅŸti, bugünkü halini aldı ve bu kitabı oluÅŸturdu. İleride yine yeni deneyimler ve paylaşımlarla, daha iyi ve daha doÄŸru bir noktaya ulaÅŸacağına eminim. Öznel yaÅŸam deneyimlerimi paylaÅŸtığım, tamamen yaÅŸam odaklı bu sürecin kendisi de, tıpkı yeni ÅŸeyler öÄŸrenen bir insan gibi sürekli uyum, deÄŸiÅŸim ve geliÅŸim süreçleri yaÅŸamaya benimle birlikte devam edecek. Bence iÅŸin güzel tarafı da bu.

Ama en güzeli paylaÅŸmaktır...


ÖÄžRENDİKLERİNİZİ PAYLAÅžIN

Başından beri, hayatın bana sunduÄŸu çok özel bir ayrıcalık olarak deÄŸerlendirdiÄŸim yaÅŸadıklarımı, deneyimlerimi ve öÄŸrendiklerimi hep baÅŸkalarıyla da paylaÅŸmaya, böylece benden sonrakilerin benden birkaç adım önde baÅŸlamalarına yardımcı olmaya çalıştım. Benim böyle bir fırsatım ve ÅŸansım hiç olmadı. Hep deneyerek, belirsizlikler ve bilinmezlerle dolu yollara, çoÄŸu zaman da tek başıma girip çıkarak, yüksek riskler üstlenerek ama ÅŸükürler olsun, az hata yaparak öÄŸrendim. Öncü olmanın tüm saygınlığı ve onurunun yanı sıra, zamanının önünde olmanın getirdiÄŸi böylesi bir zorluÄŸu da vardır ve aslında tüm deÄŸeri de buradan gelir.

YaÅŸam paylaşıldıkça zenginleÅŸir ve kendini çoÄŸaltır. YaÅŸam gerçek deÄŸerini ancak paylaşılırsa bulur. GereÄŸi gibi paylaşılmamış bütün sıra dışı yapmalar ve yaÅŸamalar bence biraz eksiktir.

Yapmak, yaÅŸamak bir deÄŸerse, paylaÅŸmak da sürecin tamamlayıcısıdır.

24 yaşında, ilk yüksek irtifa tırmanış denememi baÅŸarıyla tamamladıktan hemen sonraki duygularımı günlüÄŸüme ÅŸu ÅŸekilde not etmiÅŸtim:

....................................

Åžu anda Khan Tengri’nin duvarının dibinde, 4200 kampında, uyku tulumumun içinde, sıcak çayımı içip, kurabiye yiyorum. Ve dün 7010 metrelik bu olaÄŸanüstü güzel dev piramitle dost olduk. İşte bunun adı ”self actualization” kendi kendine mutlu olma, yetme, yaptığı iÅŸten tatmin olma, özbeÄŸeni ve bütün bunların ötesinde kendini gerçekleÅŸtirme. 3 —4 aydır düÅŸüncelerimdeydi Khan Tengri, mezun olup buraya gelecektim ve baÅŸardım. Kendime, daha önceki yaptıklarımdan daha iyisini yapabileceÄŸimi ispat ettim, bir adım daha ileriye ulaÅŸtım.

Çok yorgunum, ayaklarım acıyor, dört gündür diÅŸlerimi fırçalamadım, banyo yapmayalı on günü geçti, ama mutluyum, yaÄŸmurdan sonra toprağın kokusu, ciÄŸerlerimi dolduran sabahın serinliÄŸi, denizi seyretmek, güzel bir kitabı bitirmek gibi, paylaÅŸmaya ihtiyaç duymadan, içten içe de yaÅŸanan bir mutluluk, bunları sevdiklerimle paylaşınca bir kat daha artacak bir mutluluk.


BİR DAÄžCININ GÜNCESİ, sayfa 80 —81
....................................

Her tırmandığım daÄŸa ve her çıktığım yolculuÄŸa günlüÄŸümü, fotoÄŸraf makinemi ve video kameramı da yanımda götürdüm. YaÅŸadıklarımın kayıt altına alınması gerektiÄŸine baÅŸtan inandığım için, sürece eklediÄŸi zahmeti, zorlukları, tehleri sorgulamadım bile. DöndüÄŸümde de yaÅŸadıklarımı elimden geldiÄŸi kadarıyla yazarak, anlatarak, sergiler açarak, belgeseller hazırlayarak paylaÅŸmaya çalıştım. Üniversitelerde, liselerde, çok çeÅŸitli seviyelerde çeÅŸitli kurumlarda sayısız seminer verdim, söyleÅŸilere katıldım.

Bugüne dek çok sayıda makale ve elinizde tuttuÄŸunuz bu kitapla birlikte 7 kitap yazdım. İlk kitabımı 24 yaşında yazmış ve müthiÅŸ bir doygunluk ve mutluluk yaÅŸamıştım. Kendime saygım, güvenim ve inancım bir kat daha artmıştı. Yazmaya, yazanlara ve kitaplara her zaman saygı duydum ve yazmayı, paylaÅŸmanın en kalıcı ve en etkili yöntemlerinin başında görerek yazdıklarıma büyük özen gösterdim.

....................................

İnsanlara, daÄŸcılığın yalnızca fiziksel bir tırmanma eylemi olmayıp aynı zamanda sosyal, kültürel, felsefi bir yolculuk olduÄŸunu göstermek istiyorum. Bu yüzden gezdiÄŸim yerleri, tırmandığım daÄŸları, gördüÄŸüm kültürleri ve yaÅŸadığım deneyimleri paylaÅŸmak için her türlü kaynağı kullanacağım. EÄŸer bir kiÅŸinin bile doÄŸayla barışmasına yardımcı olabilirsem ne mutlu bana.

EVEREST’TE İLK TÜRK, sayfa 139
....................................

İlk 2 kitabımda, daÄŸlara ve doÄŸaya olan tutkum ve özlemimdi satırların arasındaki. 3. ve 4. kitaplarımda yaÅŸamı, kültürleri ve dünyayı merak eden gezgin ruhum kendini gösterdi. 5. kitabım, bütün bunların yaÅŸamdaki kurguları ve felsefesi üzerine yazdıklarımdan, yorumladıklarımdan oluÅŸtu. 6. kitabım, bir yandan hayatla, kendimle ve her ÅŸeyle yaptığım 40 yaÅŸ hesaplaÅŸmam, öte yandan da vatanıma ve milletime olan koÅŸulsuz sevgimin ve baÄŸlılığımın vücut bulmasıydı. Bu kitabım ise, 15 —16 yıldır sayısız kuruma verdiÄŸim liderlik, takım çalışması ve kiÅŸisel geliÅŸim konularındaki seminerlerimden ve BahçeÅŸehir Üniversitesi’nde verdiÄŸim dersin notlarından ortaya çıktı. Bu son kitabımda, diÄŸer 6 kitabımda çeÅŸitli yerlerde daha önceden dile getirmiÅŸ olduÄŸum kavramları ve duyguları yeniden kaleme almak yerine, doÄŸrudan alıntılayarak kullanmayı tercih ettim. Bunun sebebi, yaÅŸamda istikrarın, tutarlılığın ve doÄŸruları biriktirmenin gücünü göstermek istememdir.

20 yaşında daÄŸcılığa baÅŸlayan, 24 yaşında ilk kitabını kaleme alan Nasuh Mahruki’nin, kendisini, hayatı ve her ÅŸeyi sorgulayarak, yaÅŸamı çeÅŸitli açılardan deneyimleyerek, bazen de zorlayarak geleceÄŸin Nasuh Mahruki’sini önce düÅŸünceleriyle, hayalleriyle, inançlarıyla ve sonra da tercihleriyle, kararlarıyla ve eylemleriyle nasıl bir bütünlük içerisinde inÅŸa ettiÄŸini göstermek istedim.

Gelecekte kendinizi nerede görmek istiyorsanız, ilk önce ve en önce, bunu gerçekten ve içten, tüm ruhunuzla, her ÅŸeyinizle, her hücrenizle istemelisiniz.

BAŞARIYI İSTEYİN

Zirveye tırmanmanın ilk adımı, zirveye ulaÅŸmayı istemektir. Ama öylesine istemek deÄŸil, gerçekten istemek; ruhumuzla, bedenimizle, yüreÄŸimizle, aklımızla, tepeden tırnaÄŸa bizi biz yapan her ÅŸeyimizle istemektir. Ona ulaÅŸma arzusu içimizde kor gibi yanmalı ve bizi hep hareket halinde tutmalı. İçten gelen böylesi güçlü ve gerçek bir istek, bu isteÄŸimize ulaÅŸmak için tüm gerekenleri de beraberinde hayatımıza çağırır. İnsan gerçekten istediÄŸi bir ÅŸeye ulaÅŸmak için kendisini deÄŸiÅŸtirebilir. Hayatını, önceliklerini, zamanını, açıkçası her ÅŸeyini buna göre ayarlayabilir ve bunun için gerekli disiplin, cesaret, kararlılık, motivasyon gibi tüm özelliklerini ve yeteneklerini de hayatına çağırabilir. Tutkuyla isteyeceÄŸimiz, onun için pek çok ÅŸeyi göze alabileceÄŸimiz, uÄŸruna ÅŸevkle çalışacağımız ve elde edinceye dek peÅŸinden gidebileceÄŸimiz hedeflerimiz olmalıdır. Böylesi heyecanlandıran hedefleri olursa, insan kendini bile aÅŸar.

Unutmayın ki;

Nerede bir istek varsa, orada bir yol vardır.
Lobsang Rampa

Yapmanın ve baÅŸarmanın ilk adımı elbette ki bunu istemektir, ama burada önemli olan bizim için doÄŸru olan ÅŸeylere istek duymaktır. Kendimiz için en iyisini istemek, kendimiz için en doÄŸrusunu istemektir aslında. Bizim için doÄŸru olan ÅŸeyler yapabileceÄŸimiz, sınırlarımız ve olanaklarımız dahilinde olan, baÅŸardığımızda bizi mutlu edecek, gururlandıracak ve geliÅŸtirecek, büyütecek ÅŸeylerdir. Bizim için doÄŸru istekler araba, yat, kat, ÅŸan, ÅŸöhret gibi egomuzu ÅŸiÅŸirecek ÅŸeyler deÄŸil, kiÅŸisel geliÅŸimimizi yükseltecek, ruhumuzu besleyecek, yaÅŸamdaki gerçek yerimize ulaÅŸmamıza yardımcı olacak ÅŸeylerdir. Böyle bir ÅŸeye ulaÅŸmak için gereken motivasyon, cesaret, kararlılık ve disiplinle birlikte, bütün bunlar için gerekli enerjiyi içimizde daha kolay buluruz. İnsan istediÄŸi, sevdiÄŸi ÅŸeyi yaparken iÅŸin zorlukları daha kolay gelir, daha çok keyif alır, dikkati, yaratıcılığı artar, daha çabuk dinlenir ve daha hızlı kendini toparlar. İnsan istediÄŸi ÅŸeyi daha kolay öÄŸrenir ve daha baÅŸarılı olur. İçtenlikle istediÄŸimiz bir ÅŸeyi elde etmenin mutluluÄŸu ise çok daha derin, etkisi çok daha anlamlı olur.

YaÅŸamda bir ÅŸeyi içten ve derinden istemek, gerçekten istediÄŸimiz bu ÅŸeyle aramızda bir aÅŸk iliÅŸkisi kurmak gibidir. Üzerimizdeki etkisi de öyle olur. Bu istek, bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji kaynağına dönüÅŸür, bizi hareketli, uyanık ve hep yolda tutar. Hem yolda olmak keyif verir, hem hedefe yaklaÅŸmak. İnsanın derinden sevdiÄŸi ve istediÄŸi bir ÅŸeye ulaÅŸması ise aÅŸkın bir mutluluk yaÅŸatır kiÅŸiye.

İnsan bir ÅŸeyi içtenlikle ve açık yüreklilikle, ona özel bir anlam ve deÄŸer yükleyerek isterse, o zaman kendi hayatını da yaÅŸamın doÄŸal akışı içerisinde bu hedefine ulaÅŸacak ÅŸekilde düzenleyecektir. YaÅŸamın sonsuz olasılıkları ve fırsatları arasından kendisini hedefine en çok yaklaÅŸtıracak olanları görebilecektir. İstediÄŸi ÅŸeye ulaÅŸmaya çalışırken karşılaÅŸacağı tüm zorluklara kendisini baÅŸtan hazırlayabilecek ve zorluklar üstüne geldiÄŸinde onlarla baÅŸa çıkabilecek inanca sahip olarak gereken iradeyi de gösterebilecektir. DoÄŸru bir ÅŸeyi doÄŸru olarak istemek, beraberinde gerekli tüm açılımları da hayatımıza çağıracaktır.

BaÅŸarılı olmayı her birimiz kendimize göre gerekçelerle isteyebiliriz. Ben bu yaÅŸamda baÅŸarılı olmayı, kendime ve yaÅŸama duyduÄŸum saygıdan dolayı istedim ve bilinçli insanoÄŸluna en yakışanın, sıradanlıkları aÅŸmış, çalışarak ve üreterek gerçek deÄŸerine ulaÅŸmayı baÅŸarmış faydalı bir yaÅŸam olduÄŸuna inandığım için arzu ettim. Aslında yaptıklarım ve yapmaya çalıştıklarımın hepsinin özünde, hatta bu kitabı kaleme almaya karar vermemde bile bu inanç ve önkabul var. YaÅŸamın hem öÄŸrenerek, deneyimleyerek ve yaparak, insanın kendisini potansiyelinin sınırlarına kadar geliÅŸtirebileceÄŸi hem de diÄŸerleri için de faydalı ÅŸeyler yapabileceÄŸi muhteÅŸem bir oyun —sınav olduÄŸunun farkına vardım. Bu oyun —sınavın en temel ve kutsal kuralının da, yaÅŸamın bütüncüllüÄŸü gereÄŸi insanların birlikte büyümesi ve geliÅŸmesi gerektiÄŸi olduÄŸuna inandım.

YaÅŸam baÅŸtan sona bir öÄŸrenme oyunudur.

YaÅŸam oyununu iyi oynamak demek, deneyimlerle ve öÄŸrenmelerle geliÅŸtirdiÄŸimiz farkındalığımızla, yaÅŸamın içinde yaÅŸamı güzelleÅŸtirmek demektir. Oyunun keyfi ve heyecanı oyunu oynarken çıkar, yaÅŸamın güzelliÄŸi de yaÅŸarken. Sınavı iyi vermek ise, bir yandan yaÅŸam oyununun güzelliklerini biriktirirken öte yandan da varlığımızın en üst potansiyelini ortaya çıkarmak ve kendi Everest’lerimize tırmanarak kendimizi gerçekleÅŸtirmektir.

Herkes bu yaÅŸamda bir ÅŸeyler baÅŸarmak ister. Herkes dünyaya izini bırakmak ister. Her can bilinmek ister. Ancak bunu elde etmek için yeteri kadar gayret etmesi gerektiÄŸini unutur. İster ama arkasından koÅŸacak inancı ve enerjiyi gösteremez. Bir—iki denemeden sonra iÅŸler umduÄŸu gibi gitmezse hayata karşı yılgınlık gösterir, daha azıyla idare etmeye çalışır, küçük düÅŸünür. Kendi potansiyelinin altında kalır ve yaÅŸamına, kendine bence yazık eder. Oysa yaÅŸamın olaÄŸanüstü fırsatlarının ve azı çok, iyiyi çok iyi hatta mükemmel yapabilme ve kötüyü iyileÅŸtirebilme mucizelerinin farkında olanlar, yaÅŸamlarında hak ettiklerine inandıkları yeri gerçekten de hak etmeleri gerektiÄŸini bilirler. Oraya ancak baÅŸararak ulaşılacağının farkındadırlar ve öyle yaparlar...

BaÅŸarılı olmak bir ihtiyaçtır.

BaÅŸarı ihtiyacı, güçlükleri yenmek, gücünü denemek, zor olan bir ÅŸeyi mümkün olan en kısa sürede ve en iyi biçimde yapmaya gayret etme isteÄŸi olarak tanımlanır. İnsanların yaÅŸam içinde tutum ve davranışlarındaki temel duyguları ve motivasyonları anlamaya çalışan araÅŸtırmacılar, bu yönelimlere göre birtakım sınıflandırmalar yapmışlar. En basit temel fiziksel ihtiyaçlardan en üst kendini gerçekleÅŸtirmeye ve yaÅŸamda koyduÄŸumuz hedeflere ulaÅŸmaya kadar geniÅŸ bir aralıkta bu ihtiyaçları tanımlamışlar.

....................................

Bu güdülerin en sonunda yer alan özbeÄŸeni ve kendini gerçekleÅŸtirme, daÄŸcılığın ve seyircisi olmayan diÄŸer doÄŸa sporlarının, bazılarını dayanılmaz bir istekle kendine çekmesini saÄŸlayan yüksek ihtiyaçlardır. Bu insanlar artık baÅŸkalarının takdirine gereksinim duymayı çoktan aÅŸmışlardır, onların tatmin etmesi gereken ÅŸey kendi öz ruhlarıdır ve bu, ancak daha iyiye, daha ileriye doÄŸru olabilir. EÄŸer tatmin etmeniz, bir ÅŸeyler ispat etmeniz gereken ÅŸey kendi ruhunuzsa iÅŸiniz çok zor, çünkü kendinizi kandıramazsınız, mutlu olmak için gerçekten daha iyi olmak zorundasınız.

BİR DAÄžCININ GÜNCESİ, sayfa 51
....................................

Farklı ÅŸekillerde tanımlansa da, bu yönelimlerin en üstünde de baÅŸarılı olmak, kendini gerçekleÅŸtirmek, hayatta kendi koyduÄŸu hedeflere ulaÅŸmak, daha iyisini —en iyisini yapmak, bir baÅŸka deyiÅŸle, kiÅŸinin kendi potansiyeline ulaÅŸması yer alır.
Kendi seviyemizin sınavını yaÅŸamımızda baÅŸarıyla geçmek, tersi durumun sonuçlarına katlanmaktan kurtulmamızı saÄŸlar. Bunun için de hem iyi bir oyuncu hem de iyi bir öÄŸrenci olmak gerekir. YaÅŸam oyununu iyi kavrayan ve doÄŸru yerde doÄŸru hamleler yapabilen, doÄŸruları seçebilen ve doÄŸru ÅŸeyler isteyen biri, içindeki sürekli öÄŸrenen ve kendini geliÅŸtiren öÄŸrenciyle bir gün kendini gerçekleÅŸtirmeyi hedefler ve çoÄŸu kendine, birazı da çevreye baÄŸlı birtakım geliÅŸmelere göre büyük olasılıkla bunda da baÅŸarılı olur. Bu müthiÅŸ yolculukta, yaÅŸamı çeÅŸitli açılardan deneyimleyebilmek çok besleyici ve çok yaratıcıdır.


ÇOK YÖNLÜ OLUN

Hayatın karmaşık yapısı içinde baÅŸarılı olabilmek için onu bütünüyle kucaklamanız gerekir. Kendinizi yeteneklerinize uygun alanlarda geliÅŸtirmeli, rekabet avantajına sahip olduÄŸunuz alanda veya alanlarda uzmanlaÅŸmalısınız ve aynı zamanda da çok yönlü olmalısınız. Hem yaptığınız iÅŸi çok iyi yapmalısınız hem de hayatın çeÅŸitli alanlarını da tanımalısınız. İş yaÅŸamınızın dışında da çeÅŸitli konulara hâkim olmalı ve yaÅŸamınızı zenginleÅŸtirecek hobilere ve ilgi alanlarına sahip olmalısınız. Aynı zamanda dünyanın gidiÅŸatını takip edebilecek kadar da olan bitenin farkında ve onun içinde olmalısınız.

Farklı ilgi alanlarını kendi bünyesinde birleÅŸtirebilenler, hayatın sonsuz etkileÅŸimli doÄŸasında daha ileriye giderler. EÄŸitim, ekonomi, kültür, saÄŸlık, spor, sosyal yaÅŸam, aile, vb. tüm alanlar, birbirlerine de doÄŸrudan ya da dolaylı etki ederler. Bu etkileÅŸimi bizim için verimli kılabilmek çok yönlülük gerektirir. Bugün iÅŸ dünyasında bile çok yönlülük tercih edilme sebebidir.

BaÅŸarıdan ne anladığımızı da ortaya iyi koymak gerekir. Gerçek baÅŸarı, hayatın sadece bir yüzünde hedeflerimize ulaÅŸmak deÄŸildir elbette. Hayatta gerçek baÅŸarı için, kariyer hedeflerinde baÅŸarıyı yakalayan bu profili eÄŸitim, iÅŸ, aile, sosyal yaÅŸam, sosyal sorumluluk ve bedensel, zihinsel, ruhsal hayatımızın tüm alanlarına dengeli ve uyumlu bir ÅŸekilde yansıtmamız gerekir. YaÅŸamımızda bütünlüÄŸe ulaÅŸmamız ve gerçek bir baÅŸarıdan söz edebilmemiz için, hayatın her alanında kendi Everest’lerimize tırmanmayı baÅŸarmamız gerekir.

BaÅŸarılı insan, hayatın her alanında kendi deÄŸerini ortaya çıkarmayı baÅŸarmış insandır.

....................................

DaÄŸlarda, doÄŸada Tanrıyı arayan Nasuh’la, sosyal hayatta erdemi, en üstün iyiyi arayan Nasuh ancak birlikte ilerlerse mutluluÄŸu yakalayabiliyorum. Yalnızca birinin baÅŸarısı beni asla tatmin etmeyecek. Hiçbir zaman birinden kurtulup, yaÅŸamımı öteki ile sürdürmeyi istemedim. Yalnızca çok iyi bir daÄŸcı olmak bana yetmeyeceÄŸi gibi, yalnızca ekonomik ve sosyal hayatta baÅŸarılı bir insan olmak da yetmeyecek. Her zaman yaÅŸamımın çok boyutlu, üretkenliÄŸimin çok çeÅŸitli olmasını istedim.

BİR HAYALİN PEŞİNDE, sayfa 20
....................................

Kendini gerçekleÅŸtirmek, insanın kendi içindeki bütünlüÄŸe ulaÅŸarak özüne varması ve bu farkındalıkla gerçek deÄŸerini ortaya çıkarmasıdır, içindeki gizli potansiyelini gerçek performansa dönüÅŸtürmesidir. Ve bunu da ancak kendi içimizden gelen o sesi izlersek baÅŸarabiliriz.


KENDİ YOLUNUZU İZLEYİN

YaÅŸamda gerçek deÄŸerimize, ulaÅŸtığımız baÅŸarılarla yaklaşırız. BaÅŸarı güdüsünün en önemli özelliÄŸi ve üstünlüÄŸü büyük oranda içten gelen bir motivasyonla ortaya çıkmasıdır. Bu içten gelen yüksek istek ve buna baÄŸlı kiÅŸisel özveri, azim, gayret, fedakârlık gibi deÄŸerler ise baÅŸarılı olmak için gereken sürekli ve sürdürülebilir itici gücü oluÅŸtururlar. En güçlü kaynağını kendi içinde bulan bu tür bir motivasyon, karşısında hiçbir engel tanımayan kendini adamayı ve idealizmi de beraberinde getirir. İçsel motivasyon en deÄŸerli olanıdır ve ancak kendi yolunuzu izlerseniz ortaya çıkar.

....................................

DoÄŸu bilgeliÄŸinin felsefi ve dini gelenekleri çok açık ve net olan ve pek çok yerde kullanılabilen bir kavram üretmiÅŸ; Patika —yol. Bu patika birtakım ahlaki deÄŸerlere göre kurulan belirli bir yaÅŸam biçimini ve diyet, meditasyon, nefes alma teknikleri, savaÅŸ sanatları gibi günlük hayatın çeÅŸitli alanlarına uyarlanan birtakım teknik uygulamaların oluÅŸturduÄŸu bir sistemdir. Bu patikanın kurallarına uygun yaÅŸamak kiÅŸiyi daha üst düzeyde bir erdem anlayışına ulaÅŸtırır ya da kararlı keÅŸiÅŸlerde ve yogilerde olduÄŸu gibi insanoÄŸlunun kendi iç dünyasına ve çevresindeki dünyaya derinlemesine ulaÅŸmasını saÄŸlar.
Bu düÅŸünceden hareket eden, Polonya’nın son 20 yıla damgasını vurmuÅŸ daÄŸcılarından Voytek Kurtyka, daÄŸcılığın, sahip olduÄŸu olaÄŸanüstü özelliklerden dolayı, insanın fiziksel ve ruhsal geliÅŸmesini getirdiÄŸini söylüyor ve buna ”Dağın Yolu” adını veriyor. Bu yol, insanı günlük hayatın küçük, anlamsız, deÄŸersiz çatışmalarından temizliyor, arındırıyor.
Son 10 —12 yıldır, bu yolu ben de kendime oldukça yakın buluyorum. ”Dağın Yolu” sayesinde belki de baÅŸka türlü hiçbir zaman öÄŸrenemeyeceÄŸim (ya da çok daha zor öÄŸrenebileceÄŸim) çok ÅŸey öÄŸrendim. Bunu daha ne kadar sürdüreceÄŸimi kestiremiyorum, ancak daÄŸlardan öÄŸreneceÄŸim ÅŸeyler olduÄŸu sürece tırmanmaya devam edeceÄŸim.
Gerçekte bu insanları —bizleri —daÄŸlara tırmandıran, oradan oraya savuran ÅŸey, derin bir yaÅŸama arzusudur; dolu dolu, soluk soluÄŸa, özgürce, sonuna kadar yoÄŸun, tutkulu ve güçlü bir yaÅŸama arzusu. Nietzsche’nin dediÄŸi gibi belki de, ”YaÅŸamdaki en üretken tecrübeleri bilmenin ve en derin zevkleri tatmanın sırrı tehli yaÅŸamaktır.”
Elbette ki, daÄŸlara tırmanmanın salt amacı riske girmek, teh duygusunu yaÅŸamak olarak nitelendirilemez. Burada hedef; yaÅŸam tecrübesini derinleÅŸtirmek ve zenginleÅŸtirmektir de. Aynı ÅŸekilde yalnızca adrenalini yükseltmek ya da spor yapmış olmak da deÄŸildir; kiÅŸinin kendi içine ve çevresine farklı açılardan bakabilmesidir.


YERYÜZÜ GÜNCESİ, sayfa 122
....................................

Kendimizi gerçekleÅŸtirmenin ve yaÅŸamda kendimizi baÅŸarılı kılmanın yolu kendi seçtiÄŸimiz, kendi istediÄŸimiz hedeflere ulaÅŸabilmektir. Elbette ki baÅŸkalarının koyduÄŸu veya çevrenizin dayattığı baÅŸarı kıstaslarına göre de baÅŸarıyı hedefleyebilirsiniz hatta bunlarda baÅŸarılı da olabilirsiniz. Ama bu, baÅŸkalarının hayallerini gerçekleÅŸtirmekten daha anlamlı bir sonuç ortaya çıkarmaz. Elde yine baÅŸarı, yine gerçekleÅŸen hayaller olur ama sizinkiler olmaz ve bir ÅŸeyler hep eksik kalır hayatınızda.

İşte bu nedenle;

YaÅŸamda gerçek baÅŸarı, kendi koyduÄŸumuz hedeflere ulaÅŸmaktır.

Kendi deÄŸerimizi yükselteceÄŸine inandığımız için seçtiÄŸimiz kendi Everest’imize tırmanmayı baÅŸardığımızda, kendi potansiyelimizin de doruÄŸuna ulaÅŸarak hem arzu ettiÄŸimiz baÅŸarıya ulaşıyoruz hem de kendi koyduÄŸumuz hedefte kendimizi gerçekleÅŸtiriyoruz.

....................................

ÖrneÄŸin daÄŸcılık, izleyicisi olmayan bir spordur. DaÄŸcı, bir zirveye ulaÅŸtığında kimseden tebrik almayı, övgü almayı beklemez —önce saÄŸ salim aÅŸağı inmelidir. O, kendi özbenliÄŸine ispat etmiÅŸtir kendisini, onun mutluluÄŸu, kendisinin daha iyisini yaptığını, baÅŸardığını görmektir. O, bir gün önceki kendisini aÅŸmıştır ve bu kendine saygı duyma, takdir etme eylemi, diÄŸer bütün insanların övgülerinin ve takdirlerinin üzerindedir.

BİR DAÄžCININ GÜNCESİ, sayfa 51
....................................

BaÅŸarı güdüsü yüksek insanlar baÅŸarıyı, beceri ve gayret gibi iç etmenlerle görürken, baÅŸarı güdüsü düÅŸük olanlar, baÅŸarısızlık nedenlerini o iÅŸi yapmanın imkânsızlığına ve dış ÅŸartların zorluÄŸuna baÄŸlayarak sorumluluÄŸu üzerlerinden atmaya ve kendilerini rahatlatmaya çalışır. Bu ikinci yaklaşımın, sorunu görmezden gelmenin getirdiÄŸi sahte bir rahatlamanın dışında, elbette ki kiÅŸiye hiçbir pratik faydası olmaz.

Unutmamalıyız ki;

Hiçbir gerçek baÅŸarı kolay elde edilmez; baÅŸarıyı arzulayan, zorluklarına da hazır olmalıdır.

Aslında baÅŸarma, baÅŸarılı olma güdüsü ama az ama çok hepimizin içinde var çünkü hepimizin kendine göre hedefleri, hayalleri, umutları var. Hepimiz hayatın güzelliklerine mümkün olduÄŸu kadar yaklaÅŸmak ve hayatın bize sunabileceklerinden en iyi ÅŸekilde faydalanmak istiyoruz. Bunlara ulaÅŸmak için elimizden geleni yapıyoruz veya yapmaya çalışıyoruz, kimimiz daha gayretli kimimiz daha az. Her ÅŸeyden önce bu gayreti çoÄŸaltmamız ve hedeflerimize göre düzenlememiz gerektiÄŸini kavramalıyız. İçimizden gelen bu itici güçten beslenen enerji eÄŸer doÄŸru terbiye edilir, doÄŸru yönlendirilir ve doÄŸru kullanılırsa sonsuz bir kaynaÄŸa dönüÅŸtüÄŸü görülecektir. Güçlerinin asıl kaynağının kendi içlerinde olduÄŸunu anlayan insanlar, dışarıdan daha az ÅŸeye ihtiyaç duyarak yaÅŸamda büyük iÅŸler baÅŸarabilirler. Bu güç, yaÅŸama karşı ne denli tutkulu olduÄŸumuza baÄŸlıdır.


TUTKULARINIZIN PEŞİNDEN GİDİN

Tutku, vizyonu eyleme dönüÅŸtüren enerjidir, bize hayallerimizin peÅŸinde koÅŸacak gerekli gücü verir. Yaptığımız ÅŸeye dair duygularımız ne kadar güçlüyse ve yaptığımızın bizim için doÄŸru olduÄŸuna ne kadar yürekten inanıyorsak, tutkumuz da o kadar güçlü olur. Hayatın zorlukları karşısında hayallerinin peÅŸinden koÅŸacak ve onu gerçeÄŸe dönüÅŸtürecek gücü ve enerjiyi kendilerinde bulamadıklarını düÅŸünenler, her ÅŸey bir yana, kendi içlerine dönüp arzularının ve tutkularının derinliÄŸine bakmalıdır ve sorunu da, çözümü de burada aramalıdır.

Çünkü;

BaÅŸarılı olmak, bir tutku ve inanç meselesidir.

Tutku, yaÅŸama tutulmak, âşık olmak demektir. YaÅŸamı hep daha fazla kucaklamak istemektir. Tutku, insanı içten harekete geçiren bir enerjidir ve bizi hedefimize yaklaÅŸtıracak tüm olumlu duyguları da beraberinde getirir, olumsuz duyguları ise bizden uzak tutar.

Hayallerimizin gerçeÄŸe dönüÅŸmesindeki en önemli itici gücümüz olan tutkunun ödülü, biraz da kendisidir. Tutkulu bir insan olmak, hayatın fırsatlarına daha açık olmamızı ve her ÅŸeye daha olumlu ve yapıcı bakmamızı saÄŸlar. Tutku hareket kabiliyetimizi artırır, bize büyük bir mücadele gücü verir ve bu sayede sınırlarımızı da geliÅŸtirir.

Tutku içten gelir, eylem yalnızca onun dışa vurumudur.

YaÅŸamı dolu dolu yaÅŸayabilmek için bilinçli olarak seçtiÄŸim yollar, fiziksel ve ruhsal pek çok büyük ve zorlu hatta bazen de çok tehli mücadeleyi de beraberinde getirdi. Her seferinde daha iyisini de yapabileceÄŸime, daha fazlasını da kaldırabileceÄŸime inancım tamdı. Bu tutku ve inanç en zor, en tehli zamanlarda bile en güçlü dayanağım oldu. AÅŸtığım her zorlukta, geçtiÄŸim her engelde, elde ettiÄŸim her baÅŸarıda yaÅŸadığımı, var olduÄŸumu, iz bıraktığımı, ben olduÄŸumu hissederek ilerledim.

İnsanın idrak etme gücü ile elde etme yeteneÄŸi arasında, ancak tutkuyla birleÅŸtirilebilen bir aralık vardır.
Halil Cibran

Riskli sporlar sayesinde öÄŸrendiÄŸim veya fark ettiÄŸim ve bu kitap boyunca sizlerle paylaÅŸmaya çalışacağım sonuçları, aslında konu ile ilgili kitaplarda benzeri ÅŸekillerde bulabilirsiniz. Burada ilginç olan; takım çalışması gerektiren, dayanıklılık, kararlılık, disiplin, yüksek konsantrasyon ve içerdiÄŸi yüksek risk faktörü nedeniyle de risk yönetimi ve kritik süreçlerde karar verme becerileri isteyen bir sporda, baÅŸarılı olmak için ihtiyaç duyacağımız her ÅŸeyin, iÅŸ hayatında, kendimize seçtiÄŸimiz herhangi bir kariyerde, hatta gündelik hayatımızda baÅŸarılı olmak için ihtiyaç duyacağımız özelliklerle büyük bir paralellik göstermesidir.

Başarının yolları, yaşamın her alanında birbirine benzer.


DOÄžRU ADIMLAR ATIN

Kendimizi geliÅŸtirmek için hangi disiplini, hangi alanı, hangi konuyu seçersek seçelim; baÅŸarıya ulaÅŸmak için hayatı doÄŸru açılardan görebilmeli ve hayatla iliÅŸkimizi doÄŸru ve saÄŸlıklı kurabilmeliyiz. BaÅŸarının formülü yetenek + hazırlıktır ve baÅŸarı bunları en verimli ÅŸekilde kullanarak sürekli ve düzenli avantaj biriktirerek elde edilir. BaÅŸarılı olmak isteyen kiÅŸinin algı ve düÅŸüncelerinin doÄŸru kaynaklardan beslenmesi, tercih ve eylemlerinin de doÄŸru yolları izlemesi gerekir. Bizi hedefimize ulaÅŸtırması için seçeceÄŸimiz yol ve yöntemler hem ekonomik hem verimli hem de sürdürülebilir olmalıdır.

YaÅŸamdaki artılarımızı ve doÄŸrularımızı geliÅŸtirebilmeli, çoÄŸaltabilmeli ve bunu sürekli olarak yapabilmeliyiz. YaÅŸam içindeki deÄŸerlerini ortaya çıkarmayı baÅŸarmış insanların, ne kadar farklı kiÅŸilikleri ve hayat öyküleri olsa da, baÅŸarıya giden yollarında büyük benzerlikler vardır. YaÅŸamda baÅŸarıya ulaÅŸmanın, baÅŸarılı olmanın, hepimizin öÄŸrenebileceÄŸi belirli kuralları vardır. Unutmamalıyız ki yaÅŸadığımız bu sebepler ve sonuçlar dünyasında, sebepleri bilirsek sonuçları öngörebiliriz ve sebepleri deÄŸiÅŸtirerek sonuçları deÄŸiÅŸtirebiliriz.

BaÅŸarının temel kuralı, doÄŸru yaklaşım ve doÄŸru yöntemlerin kullanılmasıdır.

İşte bu kitapta sizlere, yıllarca çok farklı coÄŸrafyalarda, çok farklı ÅŸartlar altında, hatta bazen çok tehli süreçlerde deneyimleyerek ve yaÅŸayarak öÄŸrendiÄŸim, yaÅŸamda bizi hedeflerimize yaklaÅŸtıracak yaklaşım ve yöntemlerden söz edeceÄŸim. Bu yaklaşım ve yöntemler, özünde baÅŸarılı olmak ve hedeflerimize ulaÅŸabilmek için yaÅŸam içinde izlediÄŸimiz düÅŸünce biçimleri ve düÅŸünme yollarından oluÅŸuyor. Belirli bir amaca ulaÅŸmayı hedefleyen bu düÅŸünce biçimleri ve yolları da, davranışlarımızda olumlu ve gerekli deÄŸiÅŸiklikler yapabilmemizi saÄŸlıyor. YaÅŸamın karmaşık dinamikleri ve fırsatları arasında bunları ne kadar doÄŸru ve verimli kullanabilirsek, bizi o kadar ileriye götürüyor. Bence esas olan, kendi farkındalığımızla zenginleÅŸen, baÅŸarıya odaklı bu düÅŸünce yapısını kavrayabilmek ve tüm becerilerimizi kullanarak yaÅŸamda fark yaratabilmeye çalışmaktır.

YaÅŸam içinde hak ettiÄŸimiz yere ulaÅŸabilmek için, kendimizi ve yapabileceklerimizi çok iyi tanımalıyız. Bunun en doÄŸru yolu, kendimizi diÄŸerleriyle kıyaslamak ve çeÅŸitli hedeflerle sınamaktır. ÇaÄŸdaÅŸ dünya, bireyleri belli rol ve sorumluluklar için deÄŸerlendirirken; ırk, cinsiyet, etnik yapı gibi deÄŸiÅŸtiremediÄŸimiz özellikleri kullanmaz. Bunların yerine, sınavla kanıtlanmış meziyetleri ve üstlendiÄŸimiz çeÅŸitli rol ve sorumluluklardaki performans ve beceri gibi ölçülebilir ve kıyaslanabilir baÅŸarı göstergelerini kullanır. Bu sayede de nesnelliklerini koruyabilirler.

Unutmayın ki;

ÖlçemediÄŸiniz hiçbir ÅŸeyi yönetemezsiniz.

Buna kendi hayatımız da dahildir. Hedefimizle aramızdaki mesafeyi azaltabilmek için deÄŸiÅŸim ve geliÅŸimimizi düzenli olarak takip edebilmeliyiz. Bütün yeteneklerimizi hedefimize odaklayabilmeli ve kararlılıkla yolumuzda ilerleyebilmeliyiz. YaÅŸamımızda bütünlüÄŸe ulaÅŸarak, gerçek deÄŸerimizi ortaya çıkarmak, hepimizin öÄŸrenebileceÄŸi belirli beceriler, belli bir algı, belli adımlar ve belli bir duruÅŸ gerektirir. Bu süreçte, saÄŸlıklı bir deÄŸerlendirme yapabilmemize olanak veren doÄŸru referans noktalarına sahip olmak çok faydalıdır.

DaÄŸcılıkta kendime güvenimin ve baÅŸarılarımın hızlandığı dönem, ciddi bir spor disiplini ve ahlakı, yüksek bir yetenek ve profesyonel bir yaklaşımla daÄŸcılık sporunu yapan Rus daÄŸcılarla kendimi kıyaslama imkânı bulduÄŸum, 7000 metrelik tırmanışları yaptığım dönemdir. Güçlü Rus daÄŸcılarla birbirinden zorlu daÄŸlara tırmanırken, kendi yeteneklerimin ve bu spordaki potansiyel yerimin de farkına varmaya baÅŸlamıştım. Bundan hem çok heyecanlanmış hem de büyük keyif almıştım ve adımlarımı da bu farkındalıkla atmıştım.

Zirveye DoÄŸru baÅŸlığı altında yıllardır verdiÄŸim seminerlerimin ve bu konuyu Kendi Everest’inize Tırmanın adıyla kitaplaÅŸtırmamın amacı, kendi baÅŸarı yolumu anlatarak, baÅŸkalarının kendi zirvelerine tırmanma ve kendi baÅŸarı öykülerini yazma yolculuklarında, onlara bir nebze olsun yol gösterebilmek ve onları cesaretlendirebilmektir.

Bu konuyu bir kitap haline dönüÅŸtürme fikri uzun zamandır aklımdaydı. Benzer konularda elbette ki çok sayıda, hem de oldukça nitelikli kaynaklar mevcut. Bu kadar kaynak bolluÄŸu olan bir konuda, bu tür bir çalışmaya giriÅŸmemin sebebi; bilineni tekrar etmek deÄŸil, bambaÅŸka bir yerden ve bambaÅŸka bir açıdan bakınca bile, zirvelere oynamanın ve daha önemlisi orada kalmayı baÅŸarmanın, hayatın her alanında belirli kuralları olduÄŸunu sizlere gösterebilmeyi istememdir.

Bu kitabı hazırlarken bu tür birçok kaynaktan ben de yararlandım, özellikle teorik açılımı iyi kurgulanmış bazı ifadeleri doÄŸrudan alıntılayarak konuların içine ekledim. Bunlara ekleyebilecek pek bir ÅŸeyim olduÄŸunu düÅŸünmüyorum; iyi fikirler her zaman deÄŸerlidir. Ama söyleyeceklerimin hepsini bu beden, bu ruh, bu can bilfiil yaÅŸadı; her ÅŸeyi kendi seçimleriyle isteyerek, kendi kararlarıyla yaÅŸayarak ve bedellerini ödeyerek öÄŸrendi. Bence bu kitabı, benzer konularda yazılmış diÄŸerlerinden daha iyi ya da daha kötü yapan deÄŸil ama, ayıran en önemli fark bu olacak.

Çünkü;

Yolu bilmek ile yolu yürümek arasında çok fark vardır.

KiÅŸisel geliÅŸim, hedef odaklılık, risk yönetimi, motivasyon, takım çalışması ve liderlik gibi hayatın içindeki pratik süreçlerle doÄŸrudan iliÅŸkili konuları, iÅŸin teorisine ve bilimine hâkim uzmanların anlatmasıyla, bütün söylediklerini, kendi farkındalığıyla birlikte öÄŸrenirken yaÅŸamış, yaÅŸarken öÄŸrenmiÅŸ bir insanın anlatması farklı olacaktır. Bu farkın yorumunu siz deÄŸerli okuyuculara bırakıyorum.

Keyifli okumalar dilerim...